Uygulamada çok sık karşılaştığımız bir konu da yaşlı, engelli hastaların çocukları, gelinleri “reçetede yazılı olan ilaçları almadık, reçete bilgimiz dahilinde değildir, reçetede yazı olan ilaçların bir kısmını aldık bir kısmını almadık ya da 1 kutu aldık 2 kutu almadık….” Şeklinde SABİM e yahut CİMER e şikayet etmektedir. Ne yazık ki SGK da (aslında gerçek durumu bilmesine rağmen hasta yakınına inanmak istediği için) hemen bir müfettiş incelemesi başlatmakta; müfettiş de hemen suiistimal olduğu iddiasıyla suç doktorlar ve eczacılar hakkında suç duyusunda bulunulmasını önermektedir.
Ve çok yazık ki Savcılık da SGK nın müfettiş raporuna ve dolayısıyla hasta yakının beyanına itibar etmekte doktorlar ve eczacılar hakkında iddianame düzenlemekte ve bir anda eczacılar ve doktorlar haklı olarak çok önemsemedikleri olayda kendilerini ağır ceza mahkemesindeki sanık olarak yargılanırken bulmaktadırlar. Dahası ağır ceza mahkemeleri de hastaların ilaçlarının raporlu olduğuna, ilaçların tanı ile uyumlu olup olmadığı hususlarını gözetmeden eczacı ve doktorlar hakkında ceza vermektedir.
Yargılama sırasında savunduğumuz husus şudur: bu hastaların bir tane çocukları yoktur; ilaçları alan yalnızca o kişi değildir. Başka çocukları da ilaçları almakta ve hatta komşuları dahi alabilmektedir. Bu hususta yalnızca hastaya yahut yakınının beyanına itibar edilemez. Bir doktor günde onlarca hasta bakmakta bir eczacı günde yüzlerce ilacı SGK ya fatura etmektedirler. Doktordan tüm hastaların muayene sürecini, eczacıdan da tüm hastaların reçetelerinin kimin aldığını hatırlamaz. Kaldı ki üzerinden yıllar geçen bir reçeteden bahsedilmektedir. Ve nitekim yıllarca mesleğine hizmet eden eczacı ve doktorlara bir hasta yahut yakınının “ilaçları almadık” beyanına itibar ederek nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçunu yakıştırmak hiç kabul edilemez.
Ağır Ceza Mahkemesinin nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verdiği olayda Yargıtay bu kararı dediğimiz gerekçelerle bozmuştur. Bozma kararının özeti aşağıdadır:
Yargıtay Ceza Dairesi 2024/ …….. E. 2025/ ……… K. Sayılı ilamı ile; “Sanık doktorun doktor olarak görev yapığı, hasta hakkında herhangi bir muayene işlemi yapmadığı halde içeriği itibariyle gerçeğe aykırı reçete düzenlediği, bu reçetelerim sanık eczacının eczanesine ait kayıtlarına işlenmek suretiyle SGK ya faturalandırıldığı, bu suretle sanıkların nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanık doktorların görev yaptıkları süre içerisinde hastalar adına yazılan reçetenin sahte olduğu iddiasıyla kamu davası açıldığı; çok sayıda hasta muayene eden doktorun muayene ettiği bütün hastalarını ve çok sayıda reçete kabul eden bir eczacının bütün reçeteleri ve reçetelerde yazılı ilaçları kimin aldığı beklenemez. Yaşlılıkları, meşguliyetleri ve diğer mazeretleri sebebiyle hastaların eczaneye gitmeden aile fertlerine ve tanıdıklarına ilaç aldırmalarının yaygın karşılaşılan bir durum olduğu, yıllarca mesleğine hizmet etmiş olan eczacı ve doktorların yalnızca birkaç reçete üzerinden kamu kurumuna yönelik olarak dolandırıcılık ve sahtecilik kastı ile hareket etmiş oldukları şeklindeki iddianın adalete ve hakkaniyete uygun olmadığı anlaşılmakla, sanıkların üzerine atılı suçlardan beraatlerine yönelik mahkemenin kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sağlık Hukuk | Özel Hastane - SGK Davaları | SGK Eczane Davaları
Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar bilgilendirme amaçlıdır. Reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde algılanmamalı ve yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.