MUVAZAALI ECZANE İLE DİPLOMASINI KİRAYA VEREN BAŞKA BİR DEYİŞLE DİPLOMASINI İŞLETEN ECZACIYA YARGITAYDAN BERAAT KARARI

Bilindiği üzere muvazaa yoluyla eczane işleten başka bir deyişle diplomasını kiraya veren, başka bir deyişle diplomasını işleten eczacı, mesul müdür sıfatıyla SGK' ya, İl Sağlık Müdürlüğü' ne, üçüncü kişilere karşı sorumludur. Ancak bu sorumluluk idari anlamda yani eczacılık mesleği anlamında sorumlu olup sınırları 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ile belirlenmiştir. 

Bu itibarla; muvazaalı olarak eczane açmak, bu eczaneyi fiilen işletmek yahut diplomayıo kiraya vermek suç değildir. Suç; konusu sahte ve hileli eylemlere yönelik olup suçun konusu kimin şahsında gerçekleşmiş ise cezai sorumluluk ona aittir. Eczaneyi fiilen işletmek tek başına hillei işlemlerin ortağı olmak anlamına gelmemekte olup somut olaya göre çoğu zaman diplomasını kiraya veren eczacının beraatine karar verilmesi gerekmektedir. 

Gerçekten; Yargıtay, aşağıda belirtmiz olduğumu zçok yeni bir kararı ile; mahkemenin diplomasını fiilen kiraya veren başka bir deyişle diplomasını işleten mesul müdüre vermiş olduğu mahkumiyet cezasını bozmuş ve eczacının mesul müdürü olarak gözüken eczacının gerçekte eczaenin işletmsinde bulunmadığı, sadece dioplamısını kullandırdığı diğer sanıkların eylemlerinden haberdar olduğuna yönelik dosyada delil bulunmadığı, kendisinin mesul müdür olmasının diğer sanıkların suçlarından sorumlu olacağı anlamında gelmediği, sorumluluğunun idari ve mali olduğu, bu sorumluluğunun da eczacılık mesleğine ilişkin bir sorumluluk olduğu gerekçsiyle beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet kurulmasını, hukuka uygun bulmayarak; yerel mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet kararını kaldırmıştır. 

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 02.04.2019 - K.2019/2065 sayılı ilamı; 

 “Mahkeme tarafından alınan 29.12.2010 tarihli bilirkişi raporu ile 02.02.2012 tarihli bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, yine sanıkların eylemleri nedeniyle kamunun uğradığı zararın tam olarak tespit edilemediği, sanık doktorlar Hüseyin ve Sinem tarafından yazılan ve suça konu olan tüm reçetelerin incelenmediği anlaşılmakla, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, öncelikle aldırılan iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, belirtilen dönemlerde, sanık doktorlar tarafından gerçekte yapılmayan ama yapılmış gibi gösterilen tıbbi işlemlerin ne olduğu ve bu işlemlerin kim tarafından yapıldığı, kim tarafından onaylanarak kuruma gönderildiği, bu işlemler nedeniyle kamunun uğradığı zararın ve sanıkların sağladığı menfaatin belirlenmesi, ayrıca karne sahiplerinden habersiz olarak yazıldığı iddia edilen ilaçların suç tarihinden önce ve sonra aynı kişilere yazılıp yazılmadığının ve kişilerin sahip oldukları hastalıklarla uyumlu olup olmadığının belirlenmesi, sağlık karnesi sahiplerinden habersiz olarak yazılan tüm reçeteler nedeniyle kamunun uğradığı zararın tespit ettirilmesi, ayrıca reçete ve hasta sayısının yoğunluğu dikkate alınarak sanıkların suç işleme kastıyla hareket edip etmediklerinin karar yerinde tartışılması, mahkeme aşamasında alınan beyanında mağdur ...'un soruşturma aşamasında beyanı alınırken soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı tarafından tehdit edildiğini beyan etmesi karşısında, temin edilebilen diğer mağdur ve müştekilerin tekrar dinlenilmesi, bu şekilde soruşturma ve müfettiş raporlarındaki beyanları alınırken aynı şekilde bir tehdit veya zorlamaya maruz kalıp kalmadıklarının tespiti, sonrasında sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri verilmesi,

 Sanıklardan   ...........ın eczacı olduğu, .............. ilçesinde bulunan ............ Eczanesinin mesul müdürlüğünü yaptığı, gerçekte eczanenin işletmesinde bulunmadığı, sadece diplomasını kullandırdığı, diğer sanıkların eylemlerinden haberdar olduğuna yönelik dosyada delil bulunmadığı, kendinin mesul müdür olmasının diğer sanıkların suçlarından sorumlu olacağı anlamına gelmediği, sorumluluğunun idari ve mali olduğu, bu sorumluluğunun da eczacılık mesleğine ilişkin bir sorumluluk olduğu anlaşılmakla, sanığın atılı suçları işlediğine ilişkin delil bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü verilmesi,

 Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Peki eczacının idari ve mali sorumluluğundan kastedilen nedir, bu sorumluluğun kapsamı nedir?

6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun 6. Maddesinde (17.05.2012-6308/3), muvazaalı olarak eczane açıldığının tespiti halinde ruhsatnamenin iptal edileceği ve eczacının beş yıl süreyle eczane açamayacağı, muvazaanın eczacılar arasında yapılmış olması halinde eczane açma yasağının hepsi hakkında uygulanacağı hükmü yer almıştır. 

Yüürlükte olan İlaç Alım Protokolünün 5.3.12 maddesi uyarınca da; Eczanenin muvazaalı olduğuna dair bilgi/karar gelmesi halinde sözleşme feshedilir, eczacı tarafından eczanenin muvazaalı olarak işletildiğinin Kuruma bildirilmesi halinde eczanenin ekranı kapatılarak tüm ödemeleri durdurulur ve eczanenin muvazaalı olarak işletildiğinin tespiti halinde sözleşme tarihinden itibaren Kurumca eczaneye yapılan tüm ödemeler geri alınır.

Özetle; muvazaa halinde Sağlık Müdürlüğü tarafından eczacının ruhsatı iptal edilir, eczacıya 5 yıl meslekten men cezası verilir; SGK ise derhal sözleşmesini fesheder, tüm ödemelerini durdurur ve eczaneye yapılan tüm ödemeleri geri ister. Şayet bir şekilde sahte reçete Kuruma fatura edilmiş ise protokolün 5.3.10 maddesi uyarınca reçete bedellerinin 10 katı tutarında pazara cezası uygulanarak eczacıdan tahsili cihetine gidilir. 

Bu durumda da; daha önceki yazılarımıza izlenmesi gereken yasal süreçlerden bahsetmiştik.  Öncelikle SGK nın uygulamış olduğu pazara cezası mahkemeye başvuruluarak ihtiyasti tedbir yoluyla durdurulur ve yargılması yapılır. Sağlık Müdürlüğünün vermiş olduğu ruhdat iptali ve muvazaa kararına karşı da idare mahkemesinde dava açılarak işlemin yargılama sonuna kadar yürütmesi durdurulur. 

Sonuç olarak eczacı bir anda hem ceza yargılaması, hem hukuk yargılması hem de idari yargılama ile karşılacak olup bir mahkemede verilen kararın diğer mahkeme kararı doğrudan etkileyeceği tartışmazıdır. Bu nedenle sürecin bir bütün halinde hukuken doğru yönetilmesi halinde hukuken en menfaatine olan sonuca ulaşılması kaçınılmazıdır. 

Saygılarımızla.

Av. Filiz TOLGAY KILIÇ

0 505 3126583