İDARENİN, ÖZEL HASTANELERE KARŞI UYGULAMIŞ OLDUĞU FAALİYET DURDURMA CEZASINA KARŞI MAHKEMEDEN ALINAN ÖRNEK YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI

İDARENİN, ÖZEL HASTANELERE KARŞI UYGULAMIŞ OLDUĞU FAALİYET DURDURMA CEZASINA KARŞI MAHKEMEDEN ALINAN ÖRNEK YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI

 

Bilindiği üzere sağlık hizmeti sunucularının karşılaşmış olduğu sıkıntılar yalnızca SGK’ nın uygulamış olduğu kesinti ve para cezaları değildir. Özel hastane ve tıp merkezleri aynı zamanda Sağlık Müdürlükleri tarafından uygulanan süreli faaliyet durdurma, süresiz faaliyet durdurma, kapatma vb. idari ceza ve yaptırımlara da maruz kalmaktadır. Bu durumda özel sağlık hizmeti sunucularının derhal idare mahkemesine başvurarak “yürütmenin durdurulması kararı” alması gerekmektedir.

Aşağıda, bir tıp merkezine karşı .. İlçe Sağlık Müdürlüğünün uygulamış olduğu “10 gün süre ile faaliyetten men kararı” na karşı İdare Mahmesi’ nden teminatsız olarak alınan “yürütmenin durdurulması kararı” nı tüm özel sağlık hizmeti sunucularına saygı ile sunarım.

 

T.C.

İSTANBUL ... İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO                                           : …

YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI

İSTEYEN (DAVACI)                                   : ……… TIP MERKEZİ

VEKİLİ                                                         : AV. FİLİZ TOLGAY KILIÇ

KARŞI TARAFLAR (DAVALI)                  : İSTANBUL VALİLİĞİ

VEKİLİ                                                         :

İSTEMİN ÖZETİ                                         : Davacı Tıp Merkezi hakkında, Üsküdar Kaymakamlığı İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan denetimde ameliyathanede hemşire F.Ö’ nün E.D. isimli hastaya; diğer ameliyathane odasında hemşire K.K’ nın E.D. isimli hastaya saç ekimi yaparken tespit edildiği, E.B. isimli şahsın operasyon esnasında yardımcı olarak görev aldığı ve G.Ü nünde (…. Şirket Yöneticisi) ameliyathanede olduğu, herhangi bir işlem yapmadığının tespiti üzerine davacının bu eylemleri ile sağlık çalışanı olmayan kişilere sağlık hizmeti verdirmesi nedeni ile işyerinin 10 gün süre ile faaliyetten men edilmesine ilişkin tesis edilen işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.

İSTANBUL VALİLİĞİ'NİN SAVUNMASININ ÖZET      İ: Davacıya ait işyeri ile ilgili verilen şikayet dilekçesi üzerine davacı işyerinde inceleme yapıldığı ve yapılan incelemede de sağlık çalışanı olmayan kişilere sağlık hizmeti verdirdirildiğinin tespiti üzerine mevzuat uyarınca davacı işyerinin kapatılmasına karar verildiği, işlemin usul ve yasaya uygun olduğu ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DAVALI İDARENİN SAVUNMASININ ÖZETİ   : Savunma verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren İstanbul ... İdare Mahkemesi'nce işin gereği görüşüldü:

Dava, davacı Tıp Merkezi hakkında, Kaymakamlığı İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan denetimde ameliyathanede hemşire F.Ö’ nün, E.D. isimli hastaya; diğer ameliyathane odasında hemşire K.K’ nin H.T. isimli hastaya saç ekimi yaparken tespit edildiği, E.B. isimli şahsın operasyon esnasında yardımcı olarak görev aldığı ve G.Ü’ nün de (Mega Hair Şirket Yöneticisi) ameliyathanede olduğu, herhangi bir işlem yapmadığının tespiti üzerine davacının bu eylemleri ile sağlık çalışanı olmayan kişilere sağlık hizmeti verdirmesi nedeni ile işyerinin 10 gün süre ile faaliyetten men edilmesine ilişkin tesis edilen 08.05.2013 tarih 1946 sayılı işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılmıştır.

Anayasanın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Niteliği” başlıklı 12.maddesinde; " Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." hükmüne yer verilmiş yine Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlandırılması başlıklı 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne yer verilmiştir.

Anayasamızın 48. maddesinde "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." hükmüne yer verilmiş,“Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması” başlıklı 56. maddesinde ise "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir." hükmü yer almıştır.

3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Temel esaslar başlıklı 3. maddesinde, "a) Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir. e) Tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesi sağlanır." hükmü yer almış, aynı 9. maddesinin (c) bendinde; "Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.” hükmü mevcuttur.

15/02/2008 günlü, 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik” Ek:6'da sağlık çalışanı haricinde kişilerce sağlık hizmeti verilmesi halinde işyerinin 10 gün süre ile kapatılmasına karar verileceği kuralı getirilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul İli, .. İlçesi, ………..  Mahallesi, ….  Caddesi, No:. sayılı adreste “……… Tıp Merkezi” unvanı ile faaliyet göstermekte olan işyeri hakkında verilen şikayet dilekçesi üzerine davacıya ait işyerinde davalı idare elemanlarınca inceleme yapıldığı, yapılan denetimde ameliyathanede hemşire F.Ö’ nün E.D. isimli hastaya; diğer ameliyathane odasında hemşire K.K’ nın H.T isimli hastaya saç ekimi yaparken tespit edildiği E.B.  isimli şahsın operasyon esnasında yardımcı olarak görev aldığı ve G.Ü. nün de  de (……Şirket Yöneticisi) ameliyathanede olduğu, herhangi bir işlem yapmadığı, sistem incelemesi yapıldığında ise söz konusu hastaların Uzman Doktor A.G. adına kayıtlarının açıldığı ancak bu doktorun ameliyathanede denetim esnasında bulunmadığı ve davacı kurum hakkında tutanak tutulması esnasında kuruma geldiğinin tespiti üzerine davacı kurum hakkında sağlık çalışanı olmayan kişilere sağlık hizmeti verdirdiğinin tespit edilmesinden ötürü Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğine ekli Ek6 uyarınca 10 gün süre ile kapatılması yönünden işlem tesis edildiği, tesis edilen bu işlemin iptali istemi ile de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Hukukun genel ilkelerine göre, düzenleyici işlemlerin kendilerinden önce gelen bir üst hukuk normu niteliğindeki yönetmelik, tüzük, kanun hükmünde kararname, kanun ve anayasa uygun olarak düzenlenmesi gerekmekte olup, daha alt seviyede bulunan düzenleyici hukuk normlarının kendisinden önce gelen üst hukuk normunu kısıtlayıcı ve daraltıcı yönde düzenlemeler içermemesi ve bu üst hukuk normuna uygun olarak düzenlenmiş olmaları gerekmektedir.

Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri incelendiğinde, davalı idareye özel hastanelerin denetlenmesi konusunda yetki verildiği, buna karşın her hangi bir yaptırım koyma konusunda davalı idarenin üst hukuk normlarına bağlı kalması gerektiği, çıkarılan yönetmeliğin dayandığı üst hukuk normlarında düzenleme altına alınmamış bir konuda düzenleme getirmesinin üst hukuk normunu kısıtlayıcı ve daraltıcı yönde etki yaratacağı gerçeği karşısında, davacı hastane hakkında tesis edilen işlemin temel hak ve hürriyetlerden biri olan kişilerin sağlık hizmetinden yararlanması ve kurumların çalışma hakkının sınırlandırılması ve ortadan kaldırılması anlamına geldiği, bu tür bir kısıtlamanın ancak kanunla ve Anayasada belirtilen sebeplere bağlı olarak yapılabileceği, işleme dayanak teşkil eden Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin kendisine dayanak olarak aldığı 3359 sayılı Yasa ve 181 Sayılı KHK'nın hükümlerinde, yapılan denetim sonucunda tespit edilen eksiklikler durumunda faaliyetten men gibi kurumların çalışma ve kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanma hürriyetinin hiç bir şekilde kısıtlayıcı hüküm ihtiva etmediği, kaldı ki bu yönde bir kısıtlamanın ancak kanunla ve belirli şartlar altında düzenleme altına alınabileceği gerçeği karşısında, Yönetmelikle Anayasal güvence altına alınan bir temel hak ve hürriyet olan çalışma ve sağlık hizmetlerinden yararlanma hürriyetinin kısıtlanması veya kaldırılması sonucunu doğuracak düzenleme yapılmasının Anayasanın yukarıda aktarılan hükümlerine aykırılık oluşturacağı ve bu anlamda mümkün bulunmadığı, dolayısıyla anılan düzenleme doğrultusunda davacı hastanenin faaliyetinin süreli şekilde durdurulmasına yönelik işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin; uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden 2577 Sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

 

Başkan                                               Üye                                                     Üye